Nasıl Anlatılabilir ki Bu Büyük Zafer?

Paylaş; başkaları da faydalansın!

omurcanakkalede

Şimdi masmavi dingin akan deniz, 1915 de kara ölüm kusuyordu.

Hani o ayaklarımız altında, çoğunlukla da farkına varamadığımız, küçücük karıncanın gözünden bakıyormuşum gibi geliyor boğazı görünce, küçülüyor küçülüyor küçülüyorsun savaş alanını gezince, siperlere girince, bakınca kıyıya doğru bir ürperti kaplıyor vücudumu, hele bir de bu gündüz vakti idi, nasıldır acaba gecesi? Kuşların sesi şimdi, ağaçlar rüzgarla kol kola dans etmekte, hem şimdi kimseciklerde yok, yalnızım! Ya o zamanlar; gök gürültüsünü andırırcasına, cehennemin kapısı açılmış gibi nereden bir top mermisinin, nereden bir kurşunun, ya da avanakça oraya buraya dolanan – yer belli olmayan sarhoş bir şarapnelin ziyaret edeceğinin tedirginliği de yok…

Yürüyen adaları görür gibi oluyorum tam girişinde, boğazım düğümleniyor, üzerlerine binmiş barbar saldırganlar yularından istedikleri yere yönlendirmekteler ejderhaları, ağızlarından lavlar püskürtüyor topları, düştükleri yerler toz toprak, kol, kafa, bacak, gümbür gümbür, çığlık çığlığa, Allah Allah nidaları kulaklarımda yankılanmakta… Çok nasıl olsa mühimmatları, onlar sömürge imparatorlukları, az paraya hiç uğraşmadan aldıkları malları, kullanmakta da hiç durmuyorlar bir adım geri…

1 – 2 – 3 ateş, 1 – 2 – 3 ateş sesleri otomatik tüfek varmışçasına kulağımdan vızıldayarak geçiyor… Tüfeklerine süngü takmışlar, komutanlarının ileri emriyle atılıyorlar siperden ölüme, siperden çıkmaya fırsat bulamayanlar var, çıkanlar üzerimden geçiyorlar, kimileri oracıkta üzerime yığılıp kalıyor, hissediyorum varlıklarını…

Onbaşı Seyit sırtlanmış koca gülleyi topa taşımakta, düşmesin diye bende destek veriyorum, top mermisini üzerinde arkadaşı görünce gemiyi haber ver diyor, ama sıkı tutun… Ve gümmmmmm bir dev yine sulara gömüldü…

Su kavramış eliyle koskoca gemiyi canhıraş bir sertlikle içine çekmekte, kurtuluş ne mümkün! Hem tek gemide değil bu, bir tane, bir tane daha, daha daha…

Anzak koyundayım, solumdan yukarı bakıyorum bir selam çakıyor Yahya Çavuş 63 arkadaşıyla başımla selam veriyorum, teşekkür ediyorum ayrılmadıkları için siperlerinden, ne için geldiklerini bile bilmeyen Anzak askerleri düşüyor bir bir yanımda…

Ali, Veli, Mehmet, Hüseyin, Mustafa, Hasan, Eşref, Şeref, Şerif, Ayşe, Fatma, Elif… Adları ne olursa olsun… Er, onbaşı, çavuş, teğmen… Yarbay, albay, general; rütbeleri ne olursa olsun… İster kadın ister erkek olsun, cephede ne iş yaparlarsa yapsınlar, ya şehit ya gazi oldular; hep birlikte yazdırdılar tarihe ünlü sloganlarını ÇANAKKALE geçilmedi GEÇİLMEZ!

Nasıl anlatılır ki bu zafer, her bir anı bir filme bedel, kaç kitaba sığar yaşananlar, o kadar kahraman nasıl onurlandırılır bilemiyorum…

Alınlarınızdan öpüyorum, Ruhlarınız Şad Olsun!

Paylaş; başkaları da faydalansın!

Yorum yaz