Karanlığa Giyinmek

Paylaş; başkaları da faydalansın!

kara çarşaf

Müslümanlık hiç bir zaman kılık kıyafetine bakarak bir insanı değerlendiren, yargılayan, ödüllendiren ya da cezalandıran din olmamıştır. Bir insanın üstünde bulunan kıyafet ile cennete mi gireceği ya da cehenneme mi atılacağı konusunda herhangi bir hüküm koymamıştır. Ki Müslümanlık şekle, şekilciliğe dayanan bir din değildir, tamamen insanın kendisinin yaşarken yaptığı ameller neticesinde ölümden sonra başlayacak hayatın kademelerinde yer alacağını belirtmiştir.

Peki, sokakta kara çarşafa bürünmüş birisinin çıkagelip sizin, eşinizin, kardeşinizin, arkadaşınızın koluna parmaklarıyla dokunarak “bu halinle cehennemde yanacaksın” şeklinde bir cümle kurması, konu komşu kadınlar oturmuş çay içerken, yaptıkları pasta böreği yerken “hadi yok mu eviniz sizin, hadi evinize, bak 3 harfliler basacak ortalığı” diye konuşması gibi örnekler ve bunu söyleyenlerin söylediklerine bu derece inanması ne kadar Müslümanlıkla özdeşleşir, Müslümanlık ahlakı ile bağdaşır?

Müslümanlık bu hallere düşecek bir din miydi; o kadar güzel öğretileri varken, şeytanın vesveselerine kulak verip yok olan bir sürü kavimden ibretlik olaylar gösterip, düşünenler için büyük ders vardır diyen bir kitaba sahipken, nasıl oldu da Müslümanlık bu halde sarılıp, sarmalandı, örümcek ağı kaplamış karanlıklara hapsedildi.

Ya Türkiye; kendi vatan toprağı üzerinde bağımsızlığını söke söke imparatorluğun savrulan küllerinden yeniden almışken, aydınlık geleceğe umutla bakarken, gözlerinin içi ışıl ışıl demokrasi parıldarken… Nasıl oldu da örtülere bürüdü düşüncelerini!

“Öyle insanlar gördüm ki üzerinde elbise yoktu, öyle elbiseler gördüm ki içerisinde insan yoktu” diyen ünlü din âlimi Mevlana’ nın bu sözünü “Öyle Müslümanlar gördüm ki üzerinde elbise yoktu, öyle elbiseler gördüm ki; içerisinde Müslüman yoktu” şeklinde biraz değiştirsek de yüzyıllar sonra bile ne kadar da haklı!

Paylaş; başkaları da faydalansın!

Yorum yaz