Köy Enstitüleri Neden Açıldı, Neden Kapatıldı?

Paylaş; başkaları da faydalansın!

köy enstitüleri neden açıldı

Her türlü hizmeti götürmediğin yer senin nasıl olabilir?!

Eskiden de halkın cahil kalması bazılarının işine gelmekteydi hala da bu durum değişmemiştir. Halkın cahilliğinden yararlananlar, kendilerini halkın doğru yol göstericisi ilan ederek çeşitli yollarla kandırdıkları – argo tabiri ile sırtına bindikleri halk üzerinden makam, para sahibi olmaktadırlar.

En basitinden şöyle bir örnek vereyim; herkes Kuranı Kerim’i bilseydi, İslamiyeti kullanarak kim oy toplayacaktı?

Mustafa Kemal Atatürk, Türkiye Cumhuriyetini gençlere emanet etmiştir ve gençlerin sorumluluğunu da “Öğretmenler gelecek sizin eseriniz olacaktır” sözü ile öğretmenlere devretmiştir.

https://youtu.be/FjJkE4T_maY

Ama “köy enstitülerinin” açılması ile birlikte bu enstitülerde yetiştirilen öğretmenler kendi köylerinde görevlendirilecekti. Böylece Türkiye’nin en ücra köylerinde bile öğretmenler görev almış olacaktı ve bu öğretmenler Türk halkı üzerindeki cehalet bulutunu dağıtacaklardı.

Köy enstitüsünde yetiştirilen öğretmenlerin sadece çocukları eğitme görevi yoktu. Bu görevin yanında milletin efendisi olan köylüleri de okuma yazma, tarım, hayvancılık, güzel sanatlar, el işi gibi alanlarda eğiteceklerdi.

Her şey amacına uygun başlamıştı; güzel gidiyordu..

Mezun öğretmenlerin köylerinde göreve başlamaları ile birlikte halk da bilinçlenmeye başlamıştı…

Halk bilinçlendikçe de kendisine her söylenene kanmıyordu, haksızlığa düştüğünde emir demiri keser demiyor; kendi hakkını arıyordu.

Ama bu durum dini kullanan yobazların ve toprak ağalarının hiç mi hiç işine hiç gelmemişti.

Yılanın başının daha fazla büyümeden koparılması gerekiyordu…

Bütün dünyaya örnek teşkil edecek eğitim modelinin dibine kibrit suyu dökme çalışmaları başlamıştı.

köy enstitüleri neden kapatıldı

Nerede o eski öğretmenler!

Ben ilkokulu Artvin ilinin Bakırköy köyünde okudum. Ali adında bir öğretmenimiz vardı. Genç hatırlıyorum. Köy enstitülerinden olmayabilirdi ama harbi öğretmendi.

5 yaşındaydık, ilkokula yaşımız tutmuyordu, cami hocası Mubin Hoca’nın kızı Filiz ile birlikte okuldan ayrılmıyorduk. Bizdeki okul isteğini gören Ali öğretmen ailelerimizden nüfus kağıtlarını kendisine götürmemizi istedi, götürdük ve okula ilk adımı atmış olduk.

5 sınıf tek derslikte ders yapıyorduk.

Şimdilerde bir sürü kendini bilmez, boyundan büyük ve iki cümlesinden birinde küfürler eden çocuk sokaklarda dolaşmaktayken o dönemde bize “ulan”‘ı bile yasaklamıştı.

Bir gün okulun sahasında biz maç yapıyorduk Ali öğretmende kenarda bir sandalyede kitap okuyordu. Bir yandan da bizi kolaçan ediyordu.

Deneme amaçlı arkadaşıma “ulan” dedim.

Çağırdı yanına, elime cetvelle vurdu.

Ciddiymiş:)

Bir daha söylemedim.

Ağaç ekerdik. Ağaç aşılardık.

El birliği ile okulu temizlerdik.

Kışın velileri sıraya sokmuştu; okulun sobasını her gün başka bir veli yakardı.

Cami hocası olmadığında ezanı okuyup, namazı kıldırırdı.

Okulun kütüphanesi vardı ama boş gibiydi. Bir gün baktık elinde onlarca kitapla geliyor. Bütün kitapları okulun kütüphanesine koydu. O kütüphaneden ilk okuduğum kitabın adı lak laktı, jelatini ilk ben çıkarmıştım, sayfa kokusu hala burnumda, içeriği hala aklımda.

Bir gün televizyonda ses var görüntü yoktu. Babam oğlum git Ali öğretmene söyle dedi o yapar. Geldi yaptı.

Beyin işte hiç bir şeyi unutmuyor.

Allah senden razı olsun Ali öğretmen.

Şimdilerde ise öğretmenlere bakıyorum. Çoğunun çocuklara eğitim vermesini bırakın, kendilerine hayırları yok.

Müfredat desen, o müfredatla bir çocuktan ne köy olur ne kasaba.

1997 yılında 8 yıllık kesintisiz eğitimle birlikte bir çok köy okulu kapatılarak, daha büyük köylere zorunlu taşımalı eğitim çıkarıldı. Kendi köyünde çocuğunu eğitmekte zorlanan vatandaşın sırtına bir yük daha yüklenmiş oldu.

Köylerde öğretmen kalmadı.

Köyler imamlara teslim edildi.

Bugünün siyasi temelleri atıldı.

Daha sonra özellikle doğuda, çocuğunu okula gönder para al kampanyasına dönüştürülerek eğitim zorunlu olmaktan çıkarıldı. Para istemeyenler varsın göndermesindi.

2002 yılında iktidara gelen parti ile birlikte şimdiye kadar her yıl milli eğitim konusunda değişikliğe gidildi.

ÖSYM’nin ve Milli Eğitimin yaptığı sınavlarda şaibeler ortaya çıktı. Kimi isteseler onu istediği yere yerleştiriyorlardı. Kimi isteseler onu da saf dışı bırakıyorlardı.

Tüm yolsuzluklara dini kılıf bulunuyordu.

Seçim meydanlarında Kuranı Kerim sallanıyordu.

Halkın cahilliği kullanılıyordu.

Din hala prim yapan bir araçtı.

Halkı eğitmek hiç mi hiç işlerine gelmiyordu.

Ben 19 Mayıs 1919 öncesi, atalarından aldığı büyük mirası harabeye dönüştürmüş olan Osmanlı İmparatorluğu ile 2015 yılı Türkiye’si arasında hiç bir fark görmüyorum.

Çöküş süreci, Türkiye’nin geleceği çocukları devre dışı bırakmak sureti ile devam ediyor…

Paylaş; başkaları da faydalansın!

Yorum yaz

evlilik
Hz. Muhammed’in Evlilik İle İlgili Nasihatleri
dua
Hz. Muhammed Nasıl Dua Ederdi
barış
Hz. Muhammed ve İslamda Şiddet
Hz. Muhammed'in hayatı
BBC, Hz. Muhammed’in Hayatı, The Life of Muhammed, 3, Holy Peace, Kutsal Barış
Türkiye Cumhuriyeti İlelebet Payidar Kalacaktır
Atatürk Tarafından Kurulan Fabrikalar, Kurumlar ve Kuruluşlar
Atatürk’e Bu Kadar Saygının ve Sevginin Nedeni
19 Mayıs 1919 Ruhunu Unutmayalım
Hıçkırık, Hichki, Tourette Sendromu Filmi
Genç Karl Marx, Le jeune Karl Marx
Fatih Sultan Mehmed Olabilirsin
Düşünmek Suç Olamaz
Beyaz Diş, White Fang, Croc Blanc, Jack London
Saptırma, Distorted, Distortion
İşçi Bayramı, Başka Türlü Bir Aşk, Labor Day
Sofra Sırları
Wikipedia’ya Özgürlük
TBMM Kukla Tiyatrosu ?D
Ağrılı Minik Leyla’da Melek Olmuş, Ben Böyle Siyasete…
Süleyman Soylu Doğru Olanı mı Yapıyor?
Şeker Portakalı, Jose Mauro De Vasconcelos
Ustalık Gerektiren Kafaya Takmama Sanatı, Mark Manson
Olağanüstü Bir Gece, Stefan Zweig
Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu, Stefan Zweig