Montaigne Denemeler adlı eserinde alışkanlık konusuna aşağıdaki gibi değinmiştir. Bir köylü kadın, bir danayı doğar doğmaz kucağına alıp sevmiş, sonra da bunu adet edinmiş, her gün danayı kucağına alıp taşırmış;
Montaigne Denemeler adlı eserinde alışkanlık konusuna aşağıdaki gibi değinmiştir. Bir köylü kadın, bir danayı doğar doğmaz kucağına alıp sevmiş, sonra da bunu adet edinmiş, her gün danayı kucağına alıp taşırmış;
Allah’a şükür bedenim bir ömüre sahip Hem de dört mevsim Müslüman Türk’ün Anadolusun’da, Ve borçluyum gurur duyduğum Türklüğümü, şükrettiğim Müslümanlığımı Çanakkale’de kendi yaşamlarından feragat ederek, Ölüme koşanlara… Çanakkale Zaferimiz kutlu olsun…
Bu yazıyı ilk defa bir başka bir kişi ile yazmaya çalışıyorum. Kaç kere yazı yazdığım(ız) ekran kapandı, Kaç kere yazı silindi, Kaç kere yeniden başladım(k) bilmiyorum! Yazıyı kısa kesmek zorundayım(z)
Bize ne oldu böyle; Benim de çocuğum olduğundan mıdır nedir; gazetelerde sokağa, tarlaya, çöp tenekesine, çöplüğe atılan bebek haberleri dikkatimden kaçmıyor. Hele bu aralar bu haberler iyice arttı. Ter temiz,
Yağmur yağıyor, Bardaktan boşalırcasına İnsanlar sırılsıklam, Ama anlık, bir kaç dakikalığına, gelip geçiyor sonra… Yere düşen her damla; örgütlenip sel oluyor, Oluk oluk akıyor, Dereyi, nehri taşırıyor, Cadde, mahalle, sokak;
Fötr şapkasını elinden hiç düşürmedi. Hazır cevaptı. Vatandaş O’na her ne hikmetse “BABA” diyordu. Yıl 1965 de bir Geldi, Gitti, Geldi, Gitti, Geldi, Gitti, Geldi, Gitti, Geldi, Gitti, Geldi, Gitti,
Bu gece, bugünden sonraki tüm gelecek yeniden yazılacak. Haydi; Yok mu tövbe eden? Allah tövbesini kabul edecek, Yok mu rızık isteyen? Allah rızık verecek, Yok mu şifa isteyen? Allah şifa
O günleri nasıl unutabilirim ki; Kardeşim, yaşasaydı senin küçük abin olmuş olacak olan, Onur ölmüştü: Babam = ruhsuz beden gibiydi, Annem = ruhsuz beden gibiydi, Ben = ruhsuz beden gibiydim…
Hz. Muhammed’i (Allah’ın selamı O’nun üzerine olsun) Miraçta huzuruna kabul eden Allah, Peygamberimiz gibi hak yemez yöneticileri seçmeyi bizlere nasip etsin. Gecemiz kutlu olsun
SOMA’da karanlığa gömüldü umutlar bu günden tam bir yıl önce ama Küçük kabahatleri büyütüp büyütüp meydanlarda meydan okuyanlar; SOMA’da olanları küçük bir kabahat olarak dahi görmediler demek ki, Karikatürlere
Yaşamıyor olduğunuzu hissettiğiniz, Aynaya baksanız kendinizi göremeyeceğiniz ve Gerçeğin, Yani hiç olmadığınızın, Yani yokluğunuzun farkına varacağınız korkusuna kapıldınız mı? Bir şeyler söylemeye çalışırken dinlenmediğiniz; kendi konuştuğunuzu sadece kendinizin dinlediği, Bir
Güldürdün, Güldürürken eğittin, Güler misin ağlar mısın diye sordun hicvettin… Seni hatırlarken hep tebessüm ederken, Bu kez ağlattın be Zeki Alasya Usta:(