Türk ulusu bin bir yokluk ve sıkıntılar içerisinde olmasına rağmen ayağındakini, bedenindekini ve boğazındakini vererek özgürlüğünün anıtı olan Kurtuluş Savaşı’nı başarıya ulaştırmıştır. Geçmişin ekonomik yıkımını en acı biçimde sırtında taşımakta olan halkın savaş
ATATÜRK’ün millet sevgisini tanımlamak en zor şey olsa gerektir. Kendi varlık nedenini vatanı ve milletine bağlayan, bireysel beklentileri olmayan ender şahsiyetlerden biridir. Yaptıklarını asla yeterli görmemiş ve milletine karşı kendisini hep borçlu hissetmiştir.
“Bir elin nesi var iki elin sesi var.” atasözünün işaret ettiği gerçek, birlikten güç doğduğudur. Yaşam ve tarih aile içerisine atılan nifakın aileyi, ulus içine atılan nifakın ise ulusu yok ettiğini çok
Mustafa Kemal millet adamıydı. Türk halkı; geçmişte kendi yönetici ve aydınlarınca ihmal edilmesine, horlanmasına, cehalet ve yoksulluğa mahkum edilmesine karşın vatanına olan sevgisini hiç yitirmemiştir. Yurdu ve milleti söz konusu olduğunda, kendisine yapılmış
Başarılı insanların kendileriyle gurur duymaları en doğal haklarıdır. Çünkü her başarı sadece başarıyı gerçekleştirenin değil başarıdan yararlanan herkesin mutluluğuna katkı sağlar. Gururun asıl nedeni başkalarının mutluluğuna hizmet etmiş olmaktır. Kibir ve mağrurluk gibi
Hz. Ali tarafından söylenen bu sözü açıklamaya çalışalım. Siz bir haksızlığa uğradınız; eğer hakkınızı geri almak için çabalamazsanız, Birisinin haksızlığa uğradığına şahit oldunuz ya da birisinin haksızlığa uğradığını biliyorsunuz, bana
ATATÜRK kişisel yaşamında arkadaşlık ve dostluğa büyük önem vermiştir. Yaşamı boyunca birçok dostu olmuş, bunların arasında farklı ırktan ve dinden insanlar da bulunmuştur. Arkadaşlarından kimileriyle uzun yıllar görüşmese de Türk ulusunun ortak özelliğinin
Yurdumuzu gezin görün, nerede bir yeşillik var, neresi nakış nakış işlenmiş biliniz ki ya orası Mehmetçiğin kışlasıdır ya da oraya Mehmetçiğin eli değmiştir. Sanmayın ki o güzellikler önceden kalma; tamamı Mehmetçiğin zekasının, zevkinin,
ATATÜRK’ün askerlik yaşamının her anı cephenin sıcak ateşiyle iç içe geçmiştir. O daima en ön siperlerde kimi zaman Mehmetçiklerin yanında kimi zaman önünde olmuş, cephenin acılarını, sevinçlerini, zorluklarını, ateşini onlarla paylaşmıştır. O, kararlığıyla,
ATATÜRK, Türk askerinin göreve bağlılığını ve zekasını hep takdir etmiştir. Bulunduğu her ortamda Mehmetçiklerin sahip olduğu bu nitelikleri gururla anlatarak bu güzelliklerin devamına ve güçlenmesine katkı sağlamış, aynı zamanda onlara olan güvenini her
Vatan, yani üzerinde yaşadığımız topraklar, toprak olmanın ötesinde anlamlar taşır. Acı tatlı bütün anılar onunla başlar onunla biter. Onsuz insanların kimliği yoktur, tutsak ve köleden öte…Özgürlük kara toprağa kanlarını akıtan vatanlaştıranların hakkıdır. Bu






