Geri Gelmez 3 Yılın Pişmanlığı

Paylaş; başkaları da faydalansın!

onur okurKöy hayatı güzeldir, geçirdim köyde 8 yılımı, ilk orada açtım gözümü, hatırladığım buğulu bir şekilde en eskiden, yaşım daha kaç onu bile bilmiyorum; televizyon dolabının dolapları içerisinden birinden çıkıp birine girişim, 4 ayak üzerinde. Sevinçlerimde oldu, üzüntülerimde, güldüklerim oldu ağladıklarımda, arkadaşlarımda oldu yalnız kaldığımda… Ama tabiat ana yalnız hiç bırakmadı.

Babam orman korucusu, annem ev hanımı, çalışmaktan zevk alan, bıkmak usanmak bilmeyen, bakarsan bağ bakmazsan dağ olur atasözünü destekleyecek şekilde hareket eden, taş dolu arazileri elleriyle temizleyerek verimli tarla kılan, tarlaya istediğini vererek mahsulünü toplayan,  dört mevsimi arkadaş bilip bir tanesine bile “üff be mübarek” de demeyen, yağmuru, karı, güneşi, ayazı nimet bilip şükür eden, çevresine her konuda yardımcı, çeşit çeşit evcil hayvan ile haşır neşir, her ürünü doğadan elde eden, iki çalışkan insan… Onların özelliklerini anlatmam sayfalara sığmaz, ama dilimin döndüğünce daha sonraki yazılarımda anlatacağım.

İki kardeşim oldu, şehre gidişimizi hatırlıyorum doğum sabahlarında, ilk hallerini de, onlara ilk dokunuşumu da hatırlıyorum, ilk kokularını da… Erkek kardeşimin ölümünü de hatırlıyorum, o günü, son anına kadar:

Babam; orman korucusu, işe gidiyordu, kerdeşim; adı Onur, hiç bırakmak istemiyordu, peşinden ayrılmıyordu, ağlıyordu arkasından, annem, ben aldık götürdük onu, ben o zaman daha 8 yaşındaydım, Onur ise 3.

Oynadı biraz dışarıda, oynadık, sonra eve geçti uzandı divana kalkmadı akşama kadar.

Dışarıda arkadaşlarımla kavgada ettim o gün. Hiç birşey yolunda gitmiyordu. Aksilikler vardı hep.

Babam geldi işten, annem sıcak ekmek yapmıştı, taze tereyağını içerisine koymuştu elimde iken babamla inekleri otlatmak için  çıkarmıştık ahırdan, otlakta dolaşıyorduk birlikte… Annem babamı çağırdı; Onur’un kasığında bir şişlikl vardı ve ağırıyordu, canı acıyordu. Araba çağrıldı, yola koyulduk. yolda pür dikkat çevresine bakıyordu babamın kucağında. Şöför bişeyi yok dedi, bak aslan aslan…

Hastahaneye gittik, yatırdılar. Babam beni teyzeme bıraktı, O’ nunla kalıyordum. Annem geliyordu arada bir dinlenmeye, fıtıkmış, su vermiyorlarmış susasa bile, öyle duyuyordum, bir kuş  gelmiş cama; anne bak kuş demiş…

Erzuruma havale etmiş doktor onu biliyorum.

Akşam üzeri kapıda kalabalık bir ses peydah oldu. Babam geldi yanıma, sarıldı; “Sen artık kiminle ounayacaksın dedi” ağlıyordu.

Yolda giderken ambulansla su istemiş yine, bir çeşmenin kenarında durmuşlar, suyu bile içememiş…

Kardeşim, seninle geçen 3 yılda yapamadıkllarıma ağlıyorum şimdi…

Bir başkası varken ağlamıyorum hiçte, yalnız kalınca hep aklıma geliyorsun…

Seninle babam aybaşında nevale getirdiğinde; gardolabın alt iki çekmecesinde onları paylaşımımızı hatırlıyorum… top varken onu sobanın üzerine atıp seni suçladığımı… sen babamın kucağında iken babamın köydeki o evin salonunda topu bana atışınızı.. harmanda top ile oynarken ahırdaki hayvanların tezeğine düşen topu senin popona atıp poponu yeşil yaptığımı… seni kırmızı elektrikli süpürgenin üzerine oturtup odadan salona sürüşümü… dalda duran 3 elma şarkısını yazmaya çalışırken gelip bana engel olduğunu ve benim sana kızdığımı  arkasından ağladığını, babamın kucağına gittiğini, benimde seni şikayet ettiğimi, babamın gelip tatlı azarlamasını da… annemle tarlada uğraşırken, gelip seni kontrol edişimi … trt de çıkan başı sarıklı hoca çıktığında ağlayışını.. bir gece hastaydın, şehre gitmiştik, hastahaneden sonra dedemlere inerken babamın kucağında birlikte çukura düşüşünüzü… fotoğrafçıda babamın ikimizi fotoğraf çektirişini; Yaz tatili bitince “Onur öldü” deyip arkadaşlarıma, kaçıp gidişimi hatırlıyorum sensiz…

İnsanoğlu hiçbirşeyi unutmaz, unutmadım… Biliyorum beni duyuyorsun, kendine iyi bak meleğim…

özgeVeeeeeeeee kardeşim Özge hoşgeldin aramıza tarih: 28.05.2010

Senin hakkında da çok şey yazacağım. Seni ilk, köyde kanepenin üzerinde kundağa sarılmış şekilde yatarken hatırlıyorum, merakla gelmiştim yanına, parmaklarına dokunmuştum daha gözlerin bile açık değildi… Ama ilk olarak şunu bilmeni isterim ki; Ben sevgisini kolay kolay belli eden biri değilim. SENİ SEVİYORUM kardeşim, ailemizin küçük üyesi, arkandayım, annemde babamda arkanda, belki bazen sana söyledikleri yaşın itibari ile sana ters geliyor olabilir, ama unutma biz bir aileyiz. Aile hiç bir üyesinin kötülüğünü istemez. Hayatta herşeyi kendi tecrübelerinle yaşayamazsın, başkalarının tecrübelerine de kulak vermen gerekir. Çünkü annen, baban sen daha yokken bir sürü tecrübe elde etmişlerdi bile.

Biz birşey yaşamamışken, onlar hayatın her türden sürprizi ile karşılaşmış; doğru adım attıkları da olmuş, tepetaklak gittikleri de, kahkaha ile güldükleri de, olmuş hıçkıra hıçkıra ağladıkları da, acılı günlerde geçirmişler, sevinçten göklere uçtukları günlerde ve daha nicesine düşmüşler, kalkmışlar…

Hayat merdivenlerini tırmanırken, onların her söylediği sana merdivenin bir basamağını daha rahatça geçmeni sağlayacak…

Paylaş; başkaları da faydalansın!

Yorum/Düşünce/Soru

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

evlilik
Hz. Muhammed’in Evlilik İle İlgili Nasihatleri
dua
Hz. Muhammed Nasıl Dua Ederdi
barış
Hz. Muhammed ve İslamda Şiddet
Hz. Muhammed'in hayatı
BBC, Hz. Muhammed’in Hayatı, The Life of Muhammed, 3, Holy Peace, Kutsal Barış
Türkiye Cumhuriyeti İlelebet Payidar Kalacaktır
Atatürk Tarafından Kurulan Fabrikalar, Kurumlar ve Kuruluşlar
Atatürk’e Bu Kadar Saygının ve Sevginin Nedeni
19 Mayıs 1919 Ruhunu Unutmayalım
Genç Karl Marx, Le jeune Karl Marx
Fatih Sultan Mehmed Olabilirsin
Düşünmek Suç Olamaz
Ben Tonya, I Tonya
15:17 Paris Treni, The 15:17 to Paris
Robosapien Rebooted, Cody
Genç Karl Marx, Le jeune Karl Marx
Kırmızı Kaplumbağa, The Red Turtle, La Tortue rouge
Mustafa Kemal’in Askerleriyiz Demek Ne Demek?
Anketler Ne Kadar Güvenilir
Taraflı Basın Kimin İşine, Nasıl Yarar?
İngiltere Para Verdi, Bizimkiler Nereyi Verdi?
Şeker Portakalı, Jose Mauro De Vasconcelos
Ustalık Gerektiren Kafaya Takmama Sanatı, Mark Manson
Olağanüstü Bir Gece, Stefan Zweig
Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu, Stefan Zweig