Atatürk, Düşmanlığı Olmayan Adam

Paylaş; başkaları da faydalansın!

Atatürk, Dansİnsanoğlunun var olduğu andan günümüze kadar en fazla ihtiyaç duyduğu olgu hoşgörüdür. Evden okula okuldan çevreye her zaman sağlıklı iletişimin ve sevginin tek köprüsü hoşgörü olmuştur ve olmaya da devam edecektir. Açlık ve hastalık bireylerin, hoşgörüsüzlük ise toplumların ölüm nedenidir. İnsanoğlunun yaşamış olduğu her felaketin temelinde hoşgörüsüzlük vardır. Buna açlık, susuzluk, hastalık ve doğal felaketler de dahil edilebilir. Çünkü insanoğlu kaynaklarını, kendisinden olmayan ve kendisi gibi düşünmeyeni yok etmek için harcadığından gerçek ihtiyaçlar sahipsiz kalmıştır.

ATATÜRK, yaşantısının her döneminde hoşgörülü olmuştur. Baskıcı zihniyetin, insanın insan olma değerini yok ettiğine ve gelişme duygusunu körelttiğine inanmıştır. Demokratik ülkeler ile demokratik olmayan ülkeler arasındaki gelişmişlik farkı bu gerçeğin göstergesidir. ATATÜRK’ün amaçladığı demokratik toplum; baskının olmadığı, fikirlerin serbestçe söylendiği,vatandaş olma bilincinin geliştiği ve hoşgörünün her alanda egemen olduğu bir modeli öngörmektedir. Bu toplum modelinde insan, mürit ve mensup değil özgür birey olacaktır.

Özgürlük ve hoşgörü temeline dayanan demokratik toplumda, tek bir konuda hoşgörülü olma hakkı yoktur. O da koşullanmış düşünceleri ve kişisel çıkarları uğruna toplumun geleceğini karanlığa sürüklemek isteyen düşünce sahiplerinin hareketleri karşısında kayıtsız kalma hakkıdır. Aşağıdaki anekdot ATATÜRK’ün bağışlama ve hoşgörü konusundaki düşüncelerini yansıtması açısından önemlidir:

İmzasını okuyamadığım bir avukat şöyle yazıyor:

“ATATÜRK’ten söz ederken “düşmansız adam” demiştiniz. Kendisinin ağzından duyduklarımı bu münasebetle tekrarlayayım:

1936 yılında, Ankara’da Ankara Palas Oteli’nin alt salonunda Çocuk Esirgeme Kurumunun balosundaydık.

ATATÜRK’ün yemek masasında Bay Şükrü Saraçoğlu bulunuyordu.

ATATÜRK, herkesin dans etmesini, eğlenmesini istiyordu… Bugünkü gibi aklımda: Üzerinde koyu kurşuni bir elbise vardı. Elinde düz beyaz keten bir mendil tutuyordu.

Sonradan yanına , Konya milletvekili General Ali Fuat geldi. Arka tarafta uzaktaki bir masada da General Refet oturuyordu. Önder, birdenbire başını çevirdi. Masasına General Refet’i cağırdı. Ve birden, dans, neşe içinde, sesi yükseldi. Müzik de durdu.

Aynen ezberimden söylüyorum, şu sözleri söylediler:

-Uygarlık demek, bağışlama ve hoşgörü demektir. İlkel toplumlardır ki kan davası güderler. Bağışlamaya, hoşgörüye dayanmayan uygarlık, zorbalığa dayanan uygarlıktır ki, çöker… O, uygarlık değildir.

Sesi yavaşladı, yine yükseldi:

-İlkemiz iyi, güzel ve doğrudur… İyi ve güzelsiz, doğru olmaz… Daima, her zaman, her yerde iyi, güzel ve doğrunun birlikte olmasıdır. Her zaman ve her yerde bağışlama…

-Bağışlama ve hoşgörü… Ancak ve ancak ulusal davalarda, ulusal kalkınmada, sonuçları topluma etkili olan işlerimizde hoşgörünün yeri yoktur. Kişisel kinleri, kişisel düşmanlıkları körükleyen ve güdenler ancak ve ancak ilkel toplumlardır…

Vala Nureddin

Paylaş; başkaları da faydalansın!

Yorum/Düşünce/Soru

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

evlilik
Hz. Muhammed’in Evlilik İle İlgili Nasihatleri
dua
Hz. Muhammed Nasıl Dua Ederdi
barış
Hz. Muhammed ve İslamda Şiddet
Hz. Muhammed'in hayatı
BBC, Hz. Muhammed’in Hayatı, The Life of Muhammed, 3, Holy Peace, Kutsal Barış
Türkiye Cumhuriyeti İlelebet Payidar Kalacaktır
Atatürk Tarafından Kurulan Fabrikalar, Kurumlar ve Kuruluşlar
Atatürk’e Bu Kadar Saygının ve Sevginin Nedeni
19 Mayıs 1919 Ruhunu Unutmayalım
Düşünmek Suç Olamaz
Ben Tonya, I Tonya
La Casa De Papel Öğretileri
Ustalık Gerektiren Kafaya Takmama Sanatı, Mark Manson
Sessiz Bir Yer, A Quiet Place
Cargo
Anon
Yenilmezler Sonsuzluk Savaşı, Avengers Infinity War
Türkiye, Stockholm Sendromu, Türk’ün Seçimi
Türkiye Cumhuriyeti İlelebet Payidar Kalacaktır
Benzine Mazota Sessiz Zam
Ozan Arif Geçin Beyler Bitti Bu İş Şiiri
Şeker Portakalı, Jose Mauro De Vasconcelos
Ustalık Gerektiren Kafaya Takmama Sanatı, Mark Manson
Olağanüstü Bir Gece, Stefan Zweig
Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu, Stefan Zweig