
24 Temmuz 2020 Cuma günü, Lozan Antlaşması’nın yıldönümünde, Ayasofya’da, davetliler eşliğinde kılınan ilk Cuma Namazı’nda, yanında kılıç ile, Hutbede, Türkiye Cumhuriyeti Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş
“Bizim inancımızda vakıf malı dokunulmazdır, dokunanı yakar. Vakfedenin şartı vazgeçilmezdir, çiğneyen lanete uğrar” cümlesini okudu.
Şimdi diyeceksiniz ki ne ayrımcılık var burada?
Parçalara ayıralım;
Devam edelim…
1918 yılında Mondros Mütarekesi ile Osmanlı İmparatorluğu’nun elinde toprak kalmadı,
1919 yılında Kurtuluş Savaşı başladı,
1923 Türkiye Cumhuriyeti bağımsızlık elde etti
1934 yılında, alınan bir karar ile Ayasofya, 1500 yıllık tarihi ile dünya mirası sayılarak müzeye dönüştürüldü.
1919 yılında Kurtuluş Savaşı’nı başlatanlar olmasaydı Ayasofya bizim olmayacaktı.
1991 yılından beri ezan okunuyor ve namaz ibadetine açılmış bir yeri mevcut.
Fatih Sultan Mehmet dünya tarihi için önemli ve övünç duyduğumuz tarihi bir kahramanımız ama bizim inancımızın Peygamberi: Hz. Muhammed (Allah’ın selamı O’nun üzerine olsun), Kitabı: Kuranı Kerim oysaki!
Vs. Vb. Gibi
Ama anlayana!
İbret alanlar için Kuranı Kerim’de bir sürü işaret vardır.